Ramazan ayında sokaklarda çalınan davullar, bu özel ayın en etkileyici geleneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’nin birçok köyünde ve şehrinde, davulcular, sahur vakti geldiğinde uyanık kalanları uyandırmak için kendilerine özgü ritimleriyle kulaklarda çalıyor. Ancak bu yıl, Ramazan davulcuları arasında en dikkat çeken isim, henüz 6 yaşında olan minik bir çocuk: Muhammed. Duyduğu ilgi ve sevgiyle, geleneği geleceğe taşımaya çalışan bu küçük yetenek, hem aile hem de komşuları tarafından destekleniyor.
İstanbul’un bir semtinde yaşayan minik Muhammed’in, Ramazan davulculuğuna merakı, birkaç yıl önce ailesinin evinde duyduğu geleneksel ezgilere dayanmaktadır. Annesi, Ramazan ayında geleneksel motiflerin yaşatıldığını ve bunun ne kadar önemli olduğunu anlatırken, Muhammed de bu kültürel mirasa olan ilgisini keşfetti. Bir gün, mahalledeki ilk sahur ezgilerini duyan Muhammed, o an aklına bir fikir geldi: Davul çalmak ve bu geleneği yaşatmak! İşte o günden itibaren, Muhammed’in hayatı tamamen değişti. Öncelikle babasının eski davulunu alarak çalışmalara başladı. Geceleri evin içinde çaldığı ezgilerle, ailesini uyandırdığı günler, onun kendisine duyduğu güveni artırdı.
Ramazan ayı geldiğinde, Muhammed’in gerçekten de sokaklara davuluyla çıkma zamanının geldiğini bilerek kendini daha da geliştirdi. Davul çalmak, sadece bir müzik dalı değil aynı zamanda toplumun tarihi ve kültürel bir parçası olarak kabul ediliyordu. Onun için bu görev çok samimi ve önemliydi. Yavaş ama emin adımlarla, mahalledeki diğer davulcularla tanıştı ve onların deneyimlerinden faydalandı. Küçük yaşına rağmen, sıkı çalışarak ve öğrenerek bu süreçleri zarif bir şekilde geçmeyi başardı.
Minik Muhammed, ilk sahur davulunu çaldığında, mahalleli ona hayranlıkla baktılar. Gözlerindeki gurur, minik bedeninde öyle bir sevinç yarattı ki anlatmak zor. Her gün yeni bir heyecanla sahur için sokaklara fırlarken, komşularının da ona alkışlarla destek olması, Muhammed’i daha da heveslendirdi. “Ben büyüdüğümde gerçek bir davulcu olacağım,” diyerek söylemlerine devam etti. Zamanla, davuluyla sadece sesi değil, yüzündeki gülümsemesiyle de sevgi kazanırken, özveriyle çalışmanın eve getirdiği mutluluğu fark etti.
Bugün Türkiye’nin en küçük Ramazan davulcusu olan Muhammed, sadece yaşının değil, aynı zamanda yeteneğinin de getirdiği bir sorumlulukla karşı karşıya. Geleneklerin yaşatılmasında büyük bir misyon üstlendiği bilincine varmış durumda. Her gece, sahur vakti geldiğinde, kalabalık caddelerde yürüyerek mahalle sakinlerini uyandırıyor. Davulunun ritmi, yüreğindeki coşkuyla birleşiyor ve insanlarda unutulmaz anılar yaratıyor. “Ramazan çok özel bir ay. Davulumun sesiyle insanları uykularından uyandırmak harika!” diyor.
Bu hikaye, sadece bir minik çocukun hayallerini gerçekleştirmek için vermiş olduğu çabanın hikayesi değil, aynı zamanda geçmişin öneminin bugün daha da anlaşıldığının kanıtı niteliğindedir. Geleneksel müziğin gelecekte de yaşaması için gençlerin bu tür projelere duyduğu ilgi, toplumsal kültürümüzü korumak ve yaşatmak adına atılmış değerli bir adım olarak kabul edilebilir. Minik Muhammed gibi çocukların, kültürel mirasımızı bu kadar ciddiye alarak yaşatmaya çalışmaları, duyulması gereken bir diğer önemli konu.
Sonuç olarak, minik davulcu Muhammed, Ramazan ayının ruhunu sokaklara taşırken, aynı zamanda genç yaşına rağmen geleneklerin değerini de hatırlatıyor. Tüm Türkiye yüzlerce yıl boyunca süren bu geleneği yaşatmaya devam edecek minik keşiflerle dolu. Kültürel mirasın korunmasındaki bu tür çabalar, geleceğin temellerini atıyor ve her birimizin bu mirası yaşatmada katkı sağlaması gerektiğini aklımızdan çıkarmamamız gerektiğini hatırlatıyor.